10.

İnce, parmaklarını oturduğu yere vurmaktan vazgeçtiğinde, kolunun tüylerini, omuzlarını, köprücük kemiğini ve boynunu titretip başına musallat olmuş sabırsızlığı eritebilirmiş gibi yanağını emmeye başlamıştı.

Takip ettiği adamın altgeçide girmesinden beri zaman sanki akmıyordu.

Niye oyalanıyordu içeride? Kulağını uzattı, bir şeyler mırıldanıyorlardı; ama ne olduklarının ayırdına varamıyordu. Eğilip yanağını altgeçidin duvarına yapıştırdı. Hâlâ aynı. Girişin üstüne kayıp aşağı sarktı, diğer tarafından indi, boşuna.

Dayanamayıp kafasını içeri uzattığında, Yekten sandviçini yiyordu. Bitirince yandaki kartonlardan birini tutup altına çekti.

Kıpırtısız bir an boş boş yaptığına baktıktan sonra gözleri irileşti, ağzı çarpıldı, aniden ayağa fırladı.

Şaşıran İnce, kafasını hemen geriye çektiği için, nasıl oldu da yarı oturur durumdaki Yekten’in topukları kaydı, Kıpırtısız gövdesinin üstüne çıktı, havada bir an asılı kaldılar ve kartonun üstüne düştüklerinde ortadan kayboldular göremedi.


Bu yazı, Eksilti adlı kısa romanın bir bölümüdür.