5.

Yekten Manidar, serbest bırakıldığında vakarını bozmadan, korktuğunu belli etmeden, yine de kaçarcasına attığı adımlarının izinin arkasından gelen İnce tarafından doldurulduğunu, takipçisinin yakasına yapışabileceği düşüncesiyle terli, aynı zamanda şu anda olduğundan geride kalmayacağını bilerek, her saniyeyi fazlaca yaşayıp, hiçbirini anlamadan kendini bulabildiği ilk altgeçide attı.

Nükleer bir felakette sağ kalacak insanlar o sırada şanslı oldukları için altgeçitleri kullananlar olacaktı.

Onlara asla araba da çarpmayacaktı.

Ya da bir uçak.

İnce eğildi, baktı Yekten Manidar orada oturuyor, yukarıda beklemeye başladı. Haklı olabilirdi, güvenli yerlerdi altgeçitler. Arabalar geçtikçe etraf uğulduyordu. Sakinleştirici sesler.

Burada günlerce durabilirdi; ama karnı acıkıyordu.

Dip tarafta, yırtılmış, kirli giysilerinin içinde kendini kucaklamış, karton kutuların arasında dertop olmuş, cüssesinin ufaklığından çocuk olduğu ayırt edilen, kıpırtısızlığından ölü mü diri mi, in mi cin mi, tam seçilemeyen biri vardı.

Güvenliydi altgeçitler. Soyulmaz, öldürülmez, tecavüze uğramazsanız başınıza bir iş gelmezdi.

Karnı acıkıyordu. Yukarısı İnce, dip Kıpırtısız. Ortası Manidar.


Bu yazı, Eksilti adlı kısa romanın bir bölümüdür.